<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" standalone="yes" ?>

<rss version="2.0">
	<channel>
		<title>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </title>
		<ttl>1</ttl>
		<pubDate>07.02.2012 16:25:53</pubDate>
		<link>http://www.kadikoysanat.com</link>
		<description>Sitemize Eklenen En Yeni Ürünler</description>
		<language>tr</language>

		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/gultekin_cizgen-pmu1571.html</guid>
			<title>Gültekin Çizgen</title>
			<pubDate>30.09.2011 18:57:46</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/gultekin_cizgen-pmu1571.html</link>
			<description><![CDATA[G&uuml;ltekin &Ccedil;izgen, 1940 İstanbul&#39;da doğdu. 43 yıldır &uuml;lkemizde fotoğraf ve sanat i&ccedil;in &uuml;retiyor. Fotoğrafları T&uuml;rkiye, Almanya, Fransa, İsvi&ccedil;re, İtalya, &Ccedil;in Halk Cumhuriyeti, Kanada, Meksika ve Brezilya&#39;da sergilendi. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Bahreyn, Bulgaristan, &Ccedil;ek Cumhuriyeti, &Ccedil;in Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Fransa, G&uuml;ney Kore, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İsvi&ccedil;re, Kazakistan, K.K.T.C., Kırgızistan, Kuveyt, Mısır, Rusya, Slovenya, Suudi Arabistan, Tunus, Yunanistan&#39;da y&ouml;nettiği Multivizyon programları g&ouml;sterildi. Fotoğraf yayınlarının sahibi, Yeni Fotoğraf dergisinin kurucusu &Ccedil;izgen, Mimar Sinan &Uuml;niversitesi Fotoğraf Enstit&uuml;s&uuml; kurucu onur &uuml;yesi ve Profesyonel Tanıtım fotoğraf&ccedil;ıları Derneği kurucu başkanıdır. &Ccedil;izgen&#39;in fotoğraf alanında 12 adet alb&uuml;m&uuml;, deneme, teknik, gezi ve anı alanlarında 10 adet kitabı resim alanında 5 adet katalog ve kitabı olmak &uuml;zere 27 adet yayını vardır.&nbsp;<br />
<table border="0" style="font-family: Tahoma, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; " width="96%">
	<tbody>
		<tr>
			<td width="73%">
				<font face="Tahoma" size="2">Yaşamın akışı i&ccedil;inde, başlangı&ccedil;tan beri s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; fotoğraf sanatı ve mesleği ser&uuml;veninin yanına yeni estetik alanlar, yeni t&uuml;rler ekledi. Yaptığı işlerin t&uuml;m&uuml;n&uuml; severek ve hepsinden beslenerek zenginleşiyor. İll&uuml;strasyonları yurtdışında Almanya, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri&#39;nde sergilendi. Sanat tasarımının başka alanlarına baskınlar d&uuml;zenlemeyi seviyor, şimdilerde &quot;cam&quot; ve &quot;takı&quot; tasarımlarıyla ilgileniyor. &Ccedil;izgen, s&uuml;rekli gezilerle 70 &uuml;lkeden k&uuml;lt&uuml;r alışverişleri i&ccedil;inde yaşıyor. Kışları İstanbul&#39;da yazları ise Bodrum&#39;da &ccedil;alışıyor.<br />
				<b><font face="Tahoma" size="2">FOTOĞRAF ALB&Uuml;MLERİ:</font></b><br />
				<font face="Tahoma" size="2">&middot; FOTOĞRAFIAR / Red Hause Yayınevi-1967<br />
				&middot; G&Ouml;LLERİMİZ/ Red Hause Yayınevi-1975<br />
				&middot; SİYAH-BEYAZ FOTOĞRAFLAR / Milliyet Yayınları-1980<br />
				&middot; T&Uuml;RKİYE FOTOĞRAFLARI / Milliyet Yayınlan-1980<br />
				&middot; T&Uuml;RKİYE / Haşet Yayınları-1990<br />
				&middot; KARAKUTU CEP FOTOĞRAF ALB&Uuml;MLERİ / 1998<br />
				&middot; G&Uuml;LTEKİN &Ccedil;İZGEN, SİYAH-BEYAZLAR /1998<br />
				&middot; DOĞA VE YAŞAM / Kelaynak Yayınları- 1998<br />
				&middot; FOTOĞRAFTA ATMOSFER / Kelaynak Yayınları-1998<br />
				&middot; D&Ouml;RT MEVSIM T&Uuml;RKİYE / D&uuml;nya Yayınları-1998<br />
				&middot; T&Uuml;RKİYE&#39;YE BAKIŞ / &Uuml;lker Yayınları-1998<br />
				&middot; D&Uuml;NYAYA BAKIŞ / &Uuml;lker Yayınları-2000</font></font><br />
				<p>
					<font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2">KİTAPLARI</font></font></p>
				<table border="0" style="font-family: Tahoma, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; " width="96%">
					<tbody>
						<tr>
							<td width="59%">
								<font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><b>TEKNİK:</b><br />
								&middot; FOTOĞRAF&Ccedil;ILIK VE KARANLIK ODA BİLGİSİ / Fotoğraf Yayınları -1980</font></font></font></td>
						</tr>
					</tbody>
				</table>
				<table border="0" style="font-family: Tahoma, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; " width="96%">
					<tbody>
						<tr>
							<td width="56%">
								<div align="left">
									<font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><b>DENEME KITAPLARI:</b><br />
									&middot; FOTOĞRAF YAZILARI / ifsak Yayınları -l988<br />
									&middot; FOTOĞRAFIN YAPISI VE KİMLİĞİ &Uuml;ZERİNE DENEMELER / Ataol Yayınları,1992<br />
									&middot; VE FOTOĞRAF / Varlık Yayınları-1993<br />
									&middot; FOTOĞRAFIN G&Ouml;RSEL DİLİ / Arkeoloji ve Sanat Yayınları- 1998<br />
									&middot; IŞIK &Ccedil;AĞI-FOTOĞRAF &Ccedil;AĞI / Kelaynak Yayınları-1998<br />
									&middot; FOTOGRAF 2000 / Om Yayınevi-2000<br />
									&middot; FOTOĞRAF&Ccedil;A-SANAT&Ccedil;A / Beril Yayınları-2001</font></font></font><br />
									<table border="0" style="font-family: Tahoma, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; " width="96%">
										<tbody>
											<tr>
												<td width="69%">
													<font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><b>KOLEKSİYON:</b><br />
													&middot; FRITZ CRUBER KOLEKSİYONU / ALMANYA<br />
													&middot; MICHELE - MICHELE AUER KOLEKSİYONU / İSVİ&Ccedil;RE<br />
													&middot; GALERİ SECUIER FOTOĞRAF KOLEKSİYONU / FRANSA<br />
													&middot; BIBUOTHEQUE NATIONALE / PARİS -FRANSA .<br />
													&middot; VICTORIA ALBERT M&Uuml;ZESİ - FOTOĞRAF B&Ouml;L&Uuml;M&Uuml; KİTAPLIĞI / LONORA -BİRLEŞİK KRALLIK<br />
													&middot; PEKİN BELEDİYESİ ARŞİVİ / &Ccedil;İN HALK CUMHURİYETİ<br />
													&middot; NATIONAL MUSEUM OF ART KİTAPLIĞI / OTTAWA -KANAOA<br />
													&middot; CMCP -CANADIAN MUSEUM OF CONTEMPORARY PHOTOGRAPHV KİTAPLIĞI / OTTAWA.KANAOA<br />
													&middot; TOKYO METROPOLITAN MUSEUM OF PHOTOCRAPHY KİTAPLIĞI/ TOKYO -JAPONYA<br />
													Portfolyoları kişi ve kuruluşlarında bulunmaktadır.</font></font></font></font><br />
													<br />
													<table border="0" style="font-family: Tahoma, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; " width="96%">
														<tbody>
															<tr>
																<td width="65%">
																	<div align="left">
																		<font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><font face="Tahoma" size="2"><b>BAŞLICA REFERANSLAR:</b><br />
																		&middot; FOTOALMANACH INTERNATIONAL / Dusseldorf -ALMANVA -1966<br />
																		&middot; CAMERA -T&uuml;rk Fotoğraf&ccedil;ıları Sayısı / Lozan -ISVI&Ccedil;RE -1966,<br />
																		&middot; CINQUIEME BIENALLE DE PARIS -Nurullah Berk / Paris -FRANSA -1967<br />
																		&middot; MEYDAN LAROUSSE / B&uuml;y&uuml;k Ansiklopedik S&ouml;zl&uuml;k -Meydan Yayınevi / 1971<br />
																		&middot; RENKLİ B&Uuml;Y&Uuml;K T&Uuml;RKİYE ANSİKLOPEDİSİ - G&ouml;rsel Yayınları / İstanbul -1982<br />
																		&middot; YURT ANSİKLOPEDİSİ -Anadolu Yayıncılık / İstanbul -1982<br />
																		&middot; CUMHURİYET D&Ouml;NEMİ TURKİYE ANSİKLOPEDİSİ -İletişim Yayınları / İstanbul-1983<br />
																		&middot; B&Uuml;Y&Uuml;K K&Uuml;LT&Uuml;R ANSİKLOPEDİSİ -G&ouml;rsel Yayınları / İstanbul -1984<br />
																		&middot; TURKEI Express Edition / Berlin -ALMANYA 1984<br />
																		&middot; PHOTOCRAPHERS ENCYLOPEDIA INTERNATIONAL 1839 TO THE PRESEHT Editions Camera Obscura -İSVİ&Ccedil;RE -1985<br />
																		&middot; T&Uuml;RK VE D&Uuml;NYA &Uuml;NL&Uuml;LERİ ANSİKLOPEDİSİ -Anadolu Yayıncılık -1985<br />
																		&middot; &quot;WHO IS WHO&quot; - &quot;KİM KİMDİR?&quot; -Profesyonel Yayıncılık / İstanbul -1985<br />
																		&middot; ANSİKLOPEDİ BRITANNICA -Genel K&uuml;lt&uuml;r Ansiklopedisi /İstanbul -1986<br />
																		&middot; İSLAM -Karl C&uuml;nter Simon -CEO / Hamburg -ALMANYA -1988<br />
																		&middot; HISTORY.CITY.PEOPLE BEIJINC IN FOCUS / Pekin -&Ccedil;İN HALK CUMHURIYETI. 2000</font></font></font></font></font><br />
																		&nbsp;</div>
																</td>
															</tr>
														</tbody>
													</table>
												</td>
											</tr>
										</tbody>
									</table>
								</div>
							</td>
						</tr>
					</tbody>
				</table>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/gultekin_cizgen-pmu1571.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1569.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:16:17</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1569.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.</p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1569.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1568.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:14:10</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1568.html</link>
			<description><![CDATA[<p>
	19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
	<br />
	<br />
	<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
	<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span></p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.<span style="display: none;">&nbsp;</span></p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1568.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1567.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:06:41</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1567.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.</p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1567.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1566.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:04:44</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1566.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.</p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1566.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1565.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:02:55</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1565.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.</p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1565.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1564.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 17:01:17</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1564.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.</p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1564.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1563.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 16:59:39</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1563.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.<span style="display: none;">&nbsp;</span></p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1563.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1562.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 16:58:29</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1562.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.<span style="display: none;">&nbsp;</span></p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1562.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
		<item>
			<guid isPermaLink="true">http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1561.html</guid>
			<title>İsmail Avcı</title>
			<pubDate>26.09.2011 16:56:35</pubDate>
			<author>                                                    Kadıköy Sanat Galerisi </author>
			<link>http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1561.html</link>
			<description><![CDATA[19 Mayıs 1939 tarihinde İstanbul Terkos-Durusu K&ouml;y&uuml;&#39;nde doğdu. 1946-1961 yıllarında Terkos İlkokulu, Kırklareli-L&uuml;leburgaz Kepirtepe K&ouml;y Enstit&uuml;s&uuml; &Ouml;ğretmen Okulu ve Ankara Gazi Eğitim Enstit&uuml;s&uuml; Resim-İş B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nde eğitim g&ouml;rd&uuml;. 1958 yılında Urfa&#39;da ilkokul &ouml;ğretmeni olarak g&ouml;rev yaptı. 1961-1973 yıllarında Sivas Pamukpınar ve Bolu Erkek &Ouml;ğretmen Okulları&#39;nda sanat eğitimcisi olarak g&ouml;rev yaptı. 1967-1968 yıllarında T.C. devlet bursu ile Fransa&#39; ya g&ouml;nderildi. 19 Mayıs-29 Ekim 1973 tarihleri arasında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&#39;nin 50. Yılında M.E.B. adına Bolu ve Ankara&#39;da gen&ccedil;ler arası resim ve 50. Yıl afiş sergilerini d&uuml;zenledi. 1973-1999 yıllarında Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi&#39;nde 26 yıl &ouml;ğretim &uuml;yeliği ve değişik d&ouml;nemlerde de m&uuml;d&uuml;r yardımcısı, anasanat dalı başkanı ve b&ouml;l&uuml;m başkanı olarak g&ouml;rev yaptı. 1979-1981 yıllarında Devlet G&uuml;zel Sanatlar Akademisi Uygulamalı End&uuml;stri Sanatları Y&uuml;ksek Okulu&#39;nda baskı resim dersleri &ouml;ğretim &uuml;yeliği yaptı. 1975-1985 yıllarında Alte Grafik-&Ccedil;amlıca Sanatevi Baskıresim At&ouml;lyelerinde, se&ccedil;kin T&uuml;rk sanat&ccedil;ıları ile birlikte &ccedil;alıştı. 1984 yılında, Fransa&#39;dan alınan belgelerle, Y&uuml;ksek&ouml;ğretim Kurulu Diploma Denklik B&uuml;rosu&#39;ndan Resim Eğitimi Anasanat alanında 4 yıl eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olduğunu onaylayan denklik belgesi aldı. Ayrıca; kendi isteği ile Marmara &Uuml;niversitesi tarafından a&ccedil;ılan 28 haftalık lisans tamamlama Grafik Anasanat Dalı Programı&#39;ndan diploma aldı. Marmara &Uuml;niversitesi Rekt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;&#39;nden doktoraya eşdeğer sanatta yeterlik diploması aldı. 1986 yılında do&ccedil;ent, 1992 yılında profes&ouml;r oldu. 1999 tarihinde, Marmara &Uuml;niversitesi Atat&uuml;rk Eğitim Fak&uuml;ltesi G&uuml;zel Sanatlar Eğitimi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;ndeki g&ouml;revinden kendi isteği ile emekli oldu. 1999 yılında &Ouml;nce Desen Sonra Desen adındaki 311 adet siyah-beyaz ve renkli desen i&ccedil;eren kitabını yayımladı. Yapıtları &ccedil;eşitli kamu kurumları ve &ouml;zel koleksiyonlarda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
<span class="style20"><strong><font color="#ff3300" size="4"> Prof. Dr. İsmail Avcı ile s&ouml;yleşi</font></strong></span><br />
<span class="style18">Elvan Tekcan - Emine Tusavul, <strong>Akademist</strong> Dergisi, Haziran 2007 </span>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Yillardir bir egitimci ve sanat&ccedil;i olarak &ccedil;alismalarini s&uuml;rd&uuml;ren Isik &Uuml;niversitesi &ouml;gretim &uuml;yesi Prof. Dr. Ismail Avci ile sanat, yarati ve sanat egitiminin y&ouml;ntem sorunlari &uuml;zerine sohbet ettik.</p>
<p>
	<strong>K&ouml;y enstit&uuml;s&uuml; deneyimini yasamis bir egitimci olarak bug&uuml;n&uuml;n &uuml;niversitelerinin lisans, ve lisans&uuml;st&uuml; egitim vermelerinin yani sira toplumsal sanat egitimi konusunda misyon edinmeleri baglaminda nasil bir profile sahip olmalari gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong></p>
<p>
	Programlar ve imk&acirc;nlar ne kadar zengin olursa olsun, onlari uygulayacak egitim-&ouml;gretim kadrosu &ccedil;ok &ouml;nemlidir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;grenciye ancak onlar saglikli bir y&ouml;n verebilir. &Uuml;niversitelerdeki fiziki olanaklar ve &ouml;gretmen profili iyi olursa, bu kurumlardaki egitim-&ouml;gretim de amacina ulasmis olur. Tabii ki birden bire basari elde etmek kolay degildir. Egitimde basari, programli, istekli ve s&uuml;rekli &ccedil;alismayi gerektirir. Bu &ccedil;alismayi saglayacak olan da y&ouml;neticidir. Yani en bastaki y&ouml;netici ile egitim kadrosu arasinda saglikli bir iletisim i&ccedil;in gerekli zeminin olusturulmasi gerekmektedir. Kaliteli &uuml;retim kendini g&ouml;stermeye basladigi zaman, suya atilan bir tas par&ccedil;asinin yaydigi dalgalar gibi sanat egitimi kurumlari da &ccedil;evresini etkilemeye baslar. Yakindan uzaga dogru olan etki, en saglikli, en kalici etkidir. Bizim yetistigimiz kurumlarda da egitim-&ouml;gretim anlayisi, bu g&ouml;r&uuml;se dayaliydi. Yani aydinlanma, etkilesim, yakindan uzaga dogru &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; ve kontroll&uuml;yd&uuml;. Ben bu a&ccedil;idan baktigimizda Isik &Uuml;niversitesi&#39;nde S&uuml;leyman Saim Tekcan&#39;in sanat egitimi konusunda en ideal programlari ve onu uygulayacak kadroyu hazirladigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat&ccedil;i yetistirirken, diger meslek alanlarinda oldugu gibi, g&uuml;n&uuml;n belli bir saat araliginda meslegini icra eden insanlar degil, meslegini t&uuml;m hayatina ve yasamina ge&ccedil;iren bir kesim s&ouml;z konusu oluyor. Dolayisiyla aydinlatan, isik veren, o ruhu ve kimligi b&uuml;t&uuml;n yasamina yansitabilen insanlar yetistirmekten s&ouml;z etmiyor muyuz aslinda?</p>
<p>
	G&uuml;zel bir noktaya degindiniz. B&uuml;t&uuml;n basariyi sanat egitimine baglamanin da dogru olmadigi g&ouml;r&uuml;s&uuml;ndeyim. Sanat egitimi gereklidir; ama &ouml;ncelik insan olmaktadir; sanat&ccedil;i kimlik ise onun ardindan gelir. Kisi &ouml;nce, &ldquo;insan sanat&ccedil;i&rdquo; olacaktir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarinin en k&uuml;&ccedil;&uuml;g&uuml;nden en y&uuml;ksek seviyede olanina kadar yani anaokulundan hatta, ana kucagindan itibaren egitimin esas alinmasi gereklidir. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e sanat egitimine daha &ccedil;ok ihtiya&ccedil; duyulacaktir. Egitilmemis insanin sanati arzulama imk&acirc;ni da azdir. Sanat eserinden zevk alma istegi de ya yoktur ya da daha ge&ccedil; gelisir. Bunun i&ccedil;in egitim kurumlarimizin hepsinde b&uuml;t&uuml;n bunlar, egitimin i&ccedil;inde verilebilir. Sanat egitiminin yayginlasmasi, ileriki yillarda gelisip, y&ouml;netim seviyelerinde g&ouml;rev alacak kisilerin egitim d&ouml;nemlerinde sanat egitiminden nasibini almis olmalari, sanat egitiminin gelismesine katki yapar.</p>
<p>
	&Uuml;st d&uuml;zeyde bir konumda olup kitlelere etki yapacak, onlari y&ouml;nlendirebilecek g&ouml;revdeki kisilerin sanatla ilgilenmis olmalarinin, sanat etkinliklerinin programli sekilde gelismesini saglayacagi d&uuml;s&uuml;ncesindeyim. Bu yasimiza kadar s&uuml;rekli g&ouml;rd&uuml;k, deneyimleme olanagi yakaladik. Hangi y&ouml;netici sanatla biraz daha yakindan ilgileniyorsa o b&ouml;lgede sanat faaliyetleri daha olumlu, belirgin bi&ccedil;imde kendini g&ouml;stermistir. Dolayisiyla topluma etkisi daha fazla olmustur. Bu &ouml;rnekler, bizim &uuml;lkemizle sinirli olmayip insanin bulundugu her yer i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Yaratici kisinin y&ouml;nlendirmesinin her alana etkisi olacaktir. Sanat alaninda da, sporda da, bilimsel arastirmalar alaninda da bu, b&ouml;yledir. Yani bilim alanindan gelmis, laboratuvarlarda egitim g&ouml;rm&uuml;s, arastirma yapmis bir basbakanin, belli alanlarda etkisinin farkli olacagini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Yani sanat alaninda kimliklerin toplumla b&uuml;t&uuml;nlesmesini saglamak ve buna imk&acirc;nlar vermenin &ccedil;ok &ouml;nemli katkilari oldugunu s&ouml;yleyebiliriz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Temel sanat egitiminin ve sanatsal yetenegin egitimle bi&ccedil;imlenmesi ve gelistirilmesi noktasinda sanattaki yaratim s&uuml;recini bir ara&ccedil; olarak algilayabilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Genel kanidan farkli bir d&uuml;s&uuml;ncem var bu konuda; sanatla ilgilenen sanatseverler de ayni ifadeyi sik sik kullaniyorlar. Yaratmak, yaraticilik ya da &ldquo;sanat&ccedil;i yaraticidir&rdquo; gibi ifadelerin &ccedil;ok abartildigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum. Her insan bir seyler yapiyor, &uuml;retiyor. Her birey birbirinden farkli oldugu i&ccedil;in yapilanlar da farkli oluyor. Ama sonu&ccedil;ta ne kadar farkli sey yaparlarsa yapsinlar, bunlarin hepsi dogada mutlaka vardir. Bu isleri yapan insanlar, biraz daha degisik bakip, dogadan yararlanarak, farkli sekilde bi&ccedil;imlendiriyorlar; iste buna da yorum deniyor. Yorum, yapabildigindir. Insanlar &ldquo;benim yorumum&rdquo; ya da baskasinin bir eseri i&ccedil;in &ldquo;onu ne kadar g&uuml;zel yorumlamis&rdquo; seklinde ifadeler kullaniyorlar. Oysa baska bir sey yaptigi takdirde kisi, o yorumdan vazge&ccedil;mektedir. Yapabildigini yapiyordur insan. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yapabilecegi &ouml;l&ccedil;&uuml;, yaradilisinda vardir veya egitimle bu, gelistirilebilir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Sanat egitimi i&ccedil;in &ouml;grenci, &ouml;ncelikle istekli ve bu ise g&ouml;n&uuml;l vermeyi aklina koymus olmalidir. Program da buna g&ouml;re toplumun yapisina uygun d&uuml;zenlenmelidir. Baska toplumlarin yapisina g&ouml;re oldugu takdirde basari saglanmasi pek m&uuml;mk&uuml;n degildir. Hazirlanmis olan sanat egitimi programini, istekli olan &ouml;grencilerle b&uuml;t&uuml;nlestirecek olan kadro, esnek ve zengin birikime sahip oldugu takdirde basarinin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ilacaktir. Bu kadroyu y&ouml;neten birinci kisi, esnek ve destek saglayan konumunda olmalidir. Iste bu kosullar yerine getirildigi takdirde basari yakalanir ve yapilan isin topluma etkisi hizli olur. Hatta toplum derken yalniz &uuml;lke sinirlarinin b&uuml;t&uuml;n&uuml; degil, b&ouml;lgesel &ouml;zelliklere bile dikkat etmek gerekir. Ege&#39;deki bir g&uuml;zel sanatlar fak&uuml;ltesinin program uygulamasiyla, Karadeniz b&ouml;lgesindeki fak&uuml;ltenin program uygulamasi farkli olacaktir. Temelde ayni esaslara dayali olmakla beraber b&ouml;lgesel farkliliklarin ele alinmasi gerekir. Diyelim ki Kayseri&#39;de heykel at&ouml;lyesinde tasla is yaptirilirken; Bolu ve Kastamonu b&ouml;lgesinde ise agaca agirlik verilebilmelidir. Y&ouml;resel, geleneksel sanatlarimizin dikkate alinmasinda da yarar vardir. Sizin de basta sordugunuz gibi, k&ouml;y enstit&uuml;lerinin kurulus amaci buydu. Her b&ouml;lgeye g&ouml;re, temelde mill&icirc; egitimin ama&ccedil;larina uygun, Atat&uuml;rk Ilke ve Inkilaplari dogrultusunda egitim yapmak kosuluyla, b&ouml;lgesel &ouml;zellikler devamli g&uuml;ndemde tutuluyordu. Yaparak, yasayarak yani deneyimsel bir egitim-&ouml;gretim oldugu zaman basari daha hizli, daha etkili oluyor. Program ne kadar standartlara uygun, &ccedil;agdas hazirlanmis olursa olsun, her &ouml;grencisinin yapisina uygun uygulama yapilmasi gerekli.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>S&ouml;z ettiginiz egitimin karsilikli, interaktif bir iletisime dayali oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</strong></p>
<p>
	Tabii, bes kisilik bir sinifta bes ayri &ccedil;esit uygulama bile yapilabilir. Kisiye &ouml;zel uygulama gereksizdir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar kalip gibi degildir, farklidirlar. B&ouml;yle bir uygulama da sadece fiziksel imk&acirc;nlarla olmaz; egitim kadrosuyla olur. Egitim kadrosu, alinan &ouml;grenciyi, kendi istedigi tarafta gelistirebilir. Bug&uuml;n bazi egitim kurumlarinda, kisisel at&ouml;lyelere bagli olan gen&ccedil;ler, hocalarini taklit eder durumdadir. Oysa bu, dogru bir yaklasim bi&ccedil;imi degildir. Egitim ve &ouml;gretimde her &ouml;grenci, bir &ouml;gretmendir. &Ouml;gretici kisi de yerine g&ouml;re, &ouml;grenciden &ccedil;ok sey alir. Bunu yasantimizda deneyimledik, &ccedil;ok sey &ouml;grendik. &Ouml;grenciligin yasi yoktur; besikten mezara insan hep &ouml;grencidir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>&Ouml;gretici bir anlamda &ouml;grenme eylemini programlayan, y&ouml;nlendiren anlamina da gelmiyor mu?</strong></p>
<p>
	Programlayan, y&ouml;nlendiren yani esas olarak egitici bi&ccedil;iminde ifade etmek daha dogru olur. Ama bana kalirsa &ouml;grenmek i&ccedil;in ille de okul gerekmiyor. Aslinda doga, en b&uuml;y&uuml;k &ouml;greticidir. Dogayi g&ouml;zleyebilme g&uuml;c&uuml; de her insanda vardir.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Onun i&ccedil;in aslinda belki &ouml;zellikle sanat egitiminden konusurken, bunun bir kavrayis, algilama, &uuml;retme ve aktarma bi&ccedil;imi oldugunu s&ouml;yleyebilir miyiz?</p>
<p>
	Sanat bir algilama, &uuml;retme ve aktarma yoluyken bunun bi&ccedil;imlerinin farkli oldugunu s&ouml;yleyebiliriz. Bir m&uuml;zisyenin dogadan yararlanisini ele alirsak &ouml;rnegin, sanat&ccedil;i, bir r&uuml;zg&acirc;rin esintisinden bir beste yapabilir ya da bir dalganin ritmik sesinden esinlenilerek bir m&uuml;zik eseri meydana getirebilir. Ressamin algi bi&ccedil;imi ise farklidir, sairinki baska t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Sanat&ccedil;i dedigimiz kisiler bunu yaratmiyor aslinda. Oradan yararlanma g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullaniyor ve yeniden yorumluyor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	Diger meslek alanlarina baktigimiz zaman, kisisel iletisimin oldugu ve &ccedil;alisma motivasyonunun baska yerlerden de kaynaklanabildigi alanlardan s&ouml;z ediyoruz. Oysa ki sanatin en zor yanlarindan biri, kisinin bireysel motivasyonunun dinamik tutmasiyla ilgilidir. Bunu yakalamak da &ccedil;ok g&uuml;&ccedil; bir sey degil mi?</p>
<p>
	Motivasyon, kisinin dogadan, &ccedil;evreden, kendi sanat alaninda &uuml;r&uuml;n verenlerin yapitlarindan, m&uuml;ze gibi sanat kurumlarindan yararlanilarak saglanabilir. Kisinin yakin &ccedil;evresini genisleterek, &ccedil;evreye en uygun sekilde &ccedil;emberin merkezinden hareket etmesiyle saglanir. Merkezden hareket edebiliyorsak bu, hep saglikli sonu&ccedil; verir. Kisi, benligini odak noktasina alarak, &ccedil;evreden saglikli yaralanabiliyorsa, &uuml;rettigi is dengeli ve &ouml;zg&uuml;n olur. Egitim ve &ouml;gretim programlarinin da buna g&ouml;re gelistirilmesi gerektigini d&uuml;s&uuml;n&uuml;yorum.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Ben&#39;i olusturmak ve bunu yaparken sanat&ccedil;i kisinin &ouml;z disiplinini olusturmasi, sanat egitiminin en &ouml;nemli kriterlerinden birisi degil midir?</strong></p>
<p>
	Ben&#39;i olusturmak derken, bir seyi unutmamak gerekiyor. Bu, ancak aile i&ccedil;i egitimle; bebeklikten baslayarak egitimle saglanabilir. Ben&#39;i olustururken bencil de olmamali. Yani disa a&ccedil;ik, verici olmak anlaminda yardimlasma duygusunu da gelistirmeli. Egitim-&ouml;gretim de hem &ouml;zg&uuml;n olmali hem o &ouml;grenci gurubunun yasi ne olursa olsun yardimlasma duygularini gelistirici, birlikte is yapabilen, verici kisiler yetistirecek sekilde olmalidir. Egitim, okul sinirlari i&ccedil;inde &ouml;gretim programinin saatleri i&ccedil;inde baslar ve biter demek yanlistir. &Ouml;grenme ancak, topraga girince biter. Egitme ise devam eden bir s&uuml;re&ccedil;tir. Ge&ccedil;misteki sanat&ccedil;ilarin islerini &ouml;rnek almamiz gerekiyor bu noktada. Onlar biraktiklari eserleri ile kusaklari hala egitmeye devam ediyorlar. Sanat, en disiplin gerektiren alanlardan biridir. Disiplin, programli, istekli &ccedil;alismaktir. Bunlar olmadan zaten basari yakalamak da pek m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Sanat&ccedil;inin ben&#39;i bir anlamda digerlerini var etmek i&ccedil;in degil midir?</strong></p>
<p>
	Sanat&ccedil;inin kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; kilmasi, baskalarina, kendisinden sonrakilere katki yapmak i&ccedil;indir. En azindan b&ouml;yle olmasi gerektigini s&ouml;yleyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanat&ccedil;inin disiplinli olmasi ve sorumsuz olmamasi gerekir. Kendimden yola &ccedil;ikarak s&ouml;yle anlatabilirim: Bug&uuml;n, yas, kurum, akademili ya da alayli gibi kriterler g&ouml;zetmeden sergilerin hepsine gitmeye &ccedil;alisiyorum. Yillardir benimsedigim anlayis bu y&ouml;nde. Sergilerde dikkatli bakmak ilkelerimden biridir. &ouml;nce dolasirim ve &ccedil;ikarken birka&ccedil; tanesi dikkatimi &ccedil;ekiyorsa onlari bir daha yakindan incelerim. Bir sergide diyelim ki otuz tane resim var; o sergiden &ccedil;iktigim zaman, ertesi g&uuml;n&uuml; en az bes tanesini hatirlamam lazim. Hatirlamiyorsam o sergi vasatin da altindadir bence. Ister soyut, ister baska tarzda olsun beni etkileyen birka&ccedil; tane resmi se&ccedil;er, onlardan yararlanmaya &ccedil;alisirim. Kompozisyonu nasil yapmis, hangi teknikleri kullanmis diye &uuml;zerine d&uuml;s&uuml;n&uuml;r&uuml;m.</p>
<p>
	Ayrica bug&uuml;ne kadar bir sanat&ccedil;i olarak hep kontroll&uuml;, disiplinli, kendine, &ccedil;evresine ve sanata karsi sorumlu olmam gerektigini d&uuml;s&uuml;nm&uuml;s&uuml;md&uuml;r.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong>Bu noktada sanat&ccedil;inin &ccedil;evresine &ouml;rnek olmasi gerekliligi ortaya &ccedil;ikiyor. Siz bu konuda neler s&ouml;yleyeceksiniz?</strong></p>
<p>
	B&ouml;yle sanat&ccedil;i olunamayacagina iliskin olarak dile getirdiginiz anlayisin tersini savunanlar da var. &Ccedil;evresine, &ouml;grencisine karsi bir sorumluluk tasimaya basladiginiz zaman, serbest sanat&ccedil;i olmasi, bir egitim kurumunda g&ouml;rev yapan bir sanat&ccedil;i ya da bu isten emekli olmasi fark etmiyor.</p>
<p>
	Sanat, emekliligi olmayan meslektir. Ger&ccedil;ekten akliniz ve fikriniz, dimaginiz a&ccedil;ik oldugu ve eliniz tuttugu s&uuml;rece, yasam boyu devam edecektir&hellip;</p>
<p>
	Kesinlikle s&ouml;ylediginiz gibi bu ugras yasam boyu s&uuml;recek bir meslektir. Belli saatleri de s&uuml;resi de yoktur. Iste biraz da bu nedenle diger alanlardan daha fazla disiplin gerektirmektedir kimi zaman.<span style="display: none;">&nbsp;</span></p>
<br/><br/><a href="http://www.kadikoysanat.com/main/ismail_avci-pmu1561.html">Ürüne gitmek için tıklayın.</a>]]></description>
		</item>

	
	</channel>
</rss>

